Son yazımdan bu yana, aslına bakarsanız adam akıllı yazdığım dönemden bu yana bir hayli zaman geçmiş. Bu sırada tema yapmaya da başlamıştım ki yarıda bıraktım. Ondan bundan şundan dolayıydı ve kısa süre önce, en iyisi bir çeki düzen, kabaca da olsa, vereyim ve artık döneyim dedim. Zira dedim ya "Uzum Zaman" geçmiş. Tamam ama uzun derken neyi kastediyorum acaba? Hani derler ya "Neye göre, kime göre?". İşte az önce başka bir yazı yazmaya başlamıştım ki bu durum aklıma takıldı. Uzun zaman, kısa zaman, saatler, dakikalar...
Zaman kavramının bilimsel tanımını düşününce işler daha da karıştı. Zira ünlü bir fizikçi olan Julian Barbour zamanın tarifini şöyle yapıyor;
"Zaman eşyaların pozisyonlarını değiştirme ölçüsünden başka bir şey değil. Bir sarkaç sallanır, saatin kolları ilerler."
Yani kısaca, zaman aslında sadece hafızamızdan doğan bir kavram demeye getiriyor. Güneşe bakıyoruz, bir süre sonra bir daha bakıyoruz ve yer değiştirmesi oranında bir kıyas yapıp, şu kadar zaman geçti diyoruz. Bir Fizyolog olan Dr. Faik Özdengül ise şu şekilde genişletiyor konuyu:
"Örneğin lise mezuniyet töreni insanın hafızasındaki bir bilgidir. İnsan, o lise töreninden itibaren hafızasındaki diğer bilgileri de içinde yaşamakta olduğu an ile kıyaslayınca zaman algısını elde eder ve hafızasındaki bilgiler doğrultusunda uzunluk ya da kısalığı tayin eder. Oysa bu uzunluk ya da kısalık tamamen beyinde oluşan ve kıyasdan kaynaklanan bir histir."
Sonuçta fark ediyoruz ki zaman sadece bizden türeyen bir kavram. Kıyas yapmayı bıraktığımız anda ise ortadan kaybolacak bir şey. Sonra mı? Balıklar misali anı yaşamak kalıyor.
Hangisi doğru? İnsanlara sorarsak, tabi ki biz, balıklara sorsak eminim ki onlar da "Balıklar" diyecektir.
Peki farz edelim hafızamız olmasaydı ve anlık hayat yaşıyor olsaydık, o zaman ne olacaktı?
Tabi ki ne zaman ne saat, vakit kavramımız olmayacaktı. Bunu düşününce direkt aklıma şu geldi;
Akşam hava kararınca yattınız, 1 saat geçti uyandınız. Etrafınıza bakındınız, sanki saatlerdir uyuyorsunuz, ama saate bakınca anlarsınız ki uyuduğunuz süre sadece 1 saattir.
İşte uykunuzda bilinciniz, hafızanız kısmen kapalı olduğu için haliyle uyanınca uyuduğu andan o ana kadar geçen süreyi sadece tahmin etmeye çalışabiliyor.
Yani özetle zaman diye bir şey yok aslında ve bu sadece bizim kafamızdan uydurduğumuz bir kavram.
"Yok hayır yanlışsın" mı diyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Bakın fark ettiniz mi, aslında "Doğru" ve "Yanlış" da "zaman" gibi sadece beynimizde yapılan bir kıyasın sonucu değil mi?
Güçlü gözlemleri olan bir arkadaşımın şu yaklaşımı güzel bir bakış açısı: "Aslında ne doğru ne de yanlış vardır, sadece yapılmış olanlar vardır..."
Sonuç olarak aslında son yazımın üzerinden uzun bir zaman geçmedi, tam aksine az evel yazmışım. İtirazı olan? :))))
Bakış açısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bakış açısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Eylül 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)