Amerika, 1492 tarihinde keşfedilene kadar Amerika hakkında sadece söylentiler vardı. Zaten bilindiği gibi Amerika'ya ilk ayak basıldığında Hindistan sanılmış, oradaki yerlilere "indian" / "hint" denilmiş. Bu yolculuğun bu denli kolay olmasından kıllanılmış, " bir terslik var bu işte" denilmiş olsa gerek, bulunan "kara" biraz araştırılmış, kurcalanmış ve burasının Hindistan olmadığı, yeni bir kıta olduğu ortaya çıkmış. Bu kıtanın ismine de "Burası Doğu Asya değil ulen, Basbayağı yeni bir kıta" diyen "Amerigo Vespucci" nin ismi verilmiş. (Yani şöyle ki, bu karanın Doğu Asya olmadığını, yeni bir Kıta olduğunu "Abuzer Paşa" diye bir denizci isbat etmiş olsaydı, bu gün Amerika kıtası Abuzer Kıtası olarak anılacaktı :P) Bu "kara"nın Hindistan olmadığı anlaşılınca da yerlilere verilen "Indian" , "Hint" yerine "Kızılderili" manasında kullanılmaya başlanmış. Zamanla, her fırsatta Osmanlı'nın yaptığı "Barbarlıklar"dan(!!) bahsedip gayet medeni(!!) insancıl(!!) tarihleri ile bizlere medeniyet(!!) öğreten, Avrupalılar bu kıtaya yerleştikçe, yerlilerle yani "kızılderililer"le muhabbeti kurmuşlar, onlara ateşli silahları uygulamalı olarak öğretmişler. Bu sırada da "Kızılderililer"den ellerindeki toprakları kibarca(!!!) rica(!!) etmişler. Eeee "Kızıldrililer" afedersiniz eşşek değiller ya, onlar da Avrupalıların Ricalarını(!) kırmayıp "İsteyin yeter ki sizi mi kıracağız" deyip, evlerini barklarını hediye(!!) etmiş, gitmişler. Yalnız her ne hikmetse bu "Rica" sürecinde kızılderililerin mevcut nüfusunun %70 - %80 i belki de daha fazlası ölmüş. Bu durumun nedeni bilinmese de sanıyorum Kızılderililer daha önce hiç ateşli silah görmedikleri için, Avrupalılardaki ateşli silahları görürler ellerine alıp kurcalarken yanlışlıkla ya kendilerini ya da başka Kızılderilileri vururlar veya silah ellerinde birbirleri ile şakalaşırken silah patlar. Büyük ihtimalle bu iki durum sebebiyle o kadar kayıp verilmiştir. İşte bu süreçte Kızılderili ölümleri ile Avrupalıların ilişkisi sadece bu kadardır, tamamen iyi niyetli ve paylaşımcı olmaları sebebiyle(!!!!!) bu noktada adları geçmektedir.
Bu sebebpsiz(!) ölümlerin olduğu süreç uzun ve kanlı yıllar devam etmiştir ve Kızılderililer günün birinde ki günümüzden yaklaşık 150 yıl önce Avrupadan gelmiş yeni adları ile Amerika devletine "Ateş kes yapalım, biz sizin silahlarınızla oynamayı bırakalım, zaten bir avuç kaldık onlar yaşasın bari" demişler. O gün bu gündür Amerika'nın asıl sahipleri, yerlileri Bolivya da çoğunlukta olmak üzere, Amerika'nın kuzeyin de belirli alanlarda yaşarlar. (Nesli tükenen hayvanlardan bahseder gibi oldu bu son cümle ama sonuçta onlar da nesli tükenen insanlar). İşte 150 yıl sonra bu Asıl Ev Sahipleri Amerika'nın Kuzeyinde bağımsızlıklarını ilan edip ayrı bir ülke olduklarını açıkladılar, bir iki gün önce. Bayram da misafirlere (evin kızı olmayınca) hizmet etmekten zaman bulduğum ve nete girdiğim bir anda Merve(nam-ı diğer Guij..) Kızılderililerin özgürlüğünü ilan ettiğini söyleyince öğrendim ben de durumu. Bakalım gelişmeler ne olacak ama en önemlisi "Beni vatandaşlığa kabul ederler mi acaba ???" ne dersiniz??
İşte bu son gelişmeler bir ırkın, "Kızılderililer"in ırkları adına son çırpınışları. Zira sayılarının azlığı bir yana atalarının gelenek göreneklerini, bıraktıkları mirası her ne kadar devam ettirmeye çalıştılarsa da Aktif bir şekilde "dejenere" edilmişler ve ediliyorlar hala. Zaten bu konu Avrupa ülkelerinin ve Amerika'nın çok başarılı olduğu bir konu... "Dejenere" etmek... Aslında bizde Türk Milleti olarak çok iyi biliyoruz bu konuyu. Yalnız bizim uzmanlığımız "Dejenere" etmek değil de "Dejenere" olmak hususunda. Hatta bu konuda çok da başarılıyız, ödüle bile layık görülebiliriz....
Devamı 2. Bölüm de (((: